Browsing by Subject "Sona erme"
Now showing 1 - 1 of 1
- Results Per Page
- Sort Options
Item Open Access Olumlu miras sözleşmesinin bağlayıcılığı(Türkiye Barolar Birliği, 2018) Yakupoğlu, S. DeryaOlumlu miras sözleşmesi, vasiyetname yanında diğer bir şeklî anlamda ölüme bağlı tasarruf türüdür. Miras sözleşmesi bir ölüme bağlı tasarruf olmasının yanında, aynı zamanda da gerçek an-lamda bir sözleşmedir. Bu çifte niteliği sebebiyle, miras sözleşmesi sui generis veya hibrit bir sözleşme olarak kabul edilmektedir. Miras sözleşmesi mirasbırakana bağlayıcı bir ölüme bağlı tasarrufta bulun-ma imkânı vermektedir. Bu bakımdan, miras sözleşmesi vasiyetna-meden farklı bir işleve sahiptir. Mirasbırakanın sağlararası tasarruf özgürlüğünün devam etmesi ilkesi karşısında miras sözleşmesinin bağlayıcılığından ne anlaşılması gerektiği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. TMK m. 527/I hükmü uyarınca mirasbırakan, miras sözleşme-siyle mirasını veya belirli malını sözleşme yaptığı kişiye ya da üçün-cü bir kişiye bırakma yükümlülüğü altına girmektedir. Söz konusu hükümde, dar anlamda miras sözleşmesi, başka bir deyişle olumlu miras sözleşmesi düzenlenmektedir. Buna göre, mirasbırakan bir miras sözleşmesi yapmak suretiyle, iradî mirasçı atayabilmekte ya da vasiyet alacaklısı belirleyebilmektedir. Hükümde bu iki tür maddî anlamda ölüme bağlı tasarruftan bahsedilmektedir; ancak bu bir sınırlı sayım (numerus clausus) değildir. Hükmün devamında, miras sözleşmesi yapan mirasbırakanın malvarlığında eskisi gibi serbestçe tasarruf edebileceği; ancak miras sözleşmesindeki yükümlülüğü ile bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflarına veya bağışlamalarına itiraz edilebileceği düzenlenmektedir. TMK m. 527/II hükmü hem miras sözleşmesi yapan mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü düzenlemesi yönünden hem de miras sözleşmesiyle çelişen ölüme bağlı tasarruf-lar ve bağışlamalara karşı itiraz hakkı tanıması bakımından oldukça tartışmalı bir maddedir. Söz konusu madde İsviçre Medenî Kanunu m. 494 (ZGB Art. 494) hükmünün çevirisidir. Bu sebeple, çalışmada asıl olarak Türk-İsviçre hukukuna ilişkin doktrindeki görüşlerden ve mahkeme kararlarından yararlanılmıştır.