Show simple item record

dc.contributor.authorSelçuk, S.en_US
dc.date.accessioned2019-02-07T11:01:26Z
dc.date.available2019-02-07T11:01:26Z
dc.date.issued2013-01en_US
dc.identifier.issn1301-8566
dc.identifier.urihttp://hdl.handle.net/11693/49017
dc.description.abstractYaşanan hukuksuzluk bataklığından kurtulmanın en temel çaresi, fillodoksların mağaralarından, Kien’lerin fildişi kulelerinden gün ışığına çıkıp filosoflaşmaları, omuz omza vererek derin hukuku, temelinde yatan değeri iyi özümseyerek biricik egemen durumuna getirmeleri, odağa yerleştirmeleri ve adaletin hizmetine sunmalarıdır. Bir başka anlatımla, Kien’lerle filodokslar, kavşakta buluşmalı; filodokslar, öğretilere, kuramlara, kavramlara titizlikle sahip çıkmalı; Kien’ler, bilginin bütün renklerini gözleriyle görmeli, soğukluğunu, sıcaklığını elleriyle, ayaklarıyla duyumsamalı, gelişmenin, uygarlaşmanın kanıtı ve tanığı olan kuramsal, kavramsal soyutlamaları somut gerçeklerle sınava çekmelidirler. Unutmayalım ki, bütün kuramlar, “…bütün kavramlar, insana dokunarak anlam kazanır. Kişi hüküm giydiği zaman cezaevine giren, (kuram), kavram değil, insan”dır. “Kuram, soyut olduğu için yetkinliğe ulaşabilir. Uygulama ise kusurlu olarak kalmak zorundadır” demek kolaycılıktır. Uyulama, öğretiden, kuramda vazgeçtiği an hukuk ilkin solan, daha sonra da kuruyan bir güle dönüşür. Şu uyarıyı kuşaklar hiçbir zaman unutmamalıdırlar: “Dünyanın en tehlikeli olduğu an, diyordu Johann Wolfgang von Goethe, bilgisizliğin örgütlü biçimde eyleme geçmesidir.” Sözün özü budur. Gerisi, boş söz. Ancak eğer insan toplum içinde yaşayan bir varlık, hukuk da karmaşık bir fenomenler ağı olan toplumun ürünü ve hukuk dâhil her şey insan içinse, sığ ve yüzeysel yaklaşımlarla hukuk sorununu ve uygulamasını çözemeyiz. Hukuk sorununu ve açmazlarını tadına vararak doyurucu biçimde çözmenin biricik yolu, ona çok disiplinli, yani felsefi, toplumbilimsel, insanbilimsel (antoropoljik), suçbilimsel (kriminolojik) vb. disiplinlerle birlikte kapsayıcı olarak yaklaşmaktan geçer. Hukuk, düzgüsel (normatif) bir yapı olarak kapalı; varlıkbilimsel bir yapı olarak ise açık uçludur. Ancak bu açık uçtan girerek onun dehasına ve tadına varabiliriz. Hukukun estetiği, güzelliği de tam da bu noktadadır. Çünkü hukuk, karanlıktan, karanlık ilişkilerden, eğrilerden, sapmalardan hoşlanmaz; karanlığı, karanlık ilişkileri aydınlatır; eğrileri, sapmaları düzeltir ve yaptırıma bağlar; doğruyu, adaleti egemen kılarak toplumu onarır, insanı geliştirir. Özün özü şudur: Doğru hukuk düzgüleri; her zaman çizgileri, kesin, nesnel ve kalın çizer; ödünsüzdür. Demek, karşımıza ilk ve bundan da iki sorun çıkmaktadır. Neden felsefe? Ve hukukta ne ölçekte felsefe? “Neden felsefe?” sorusuna az çok yukarıda yanıt verilmişse de biraz daha ötelere gitmekte yarar vardır. Çünkü bu sorunun yanıtı şu çerçevede olmak gerekir: Hukuk, ileride değinileceği üzere, bilimler ayrımı içinde düşüncel, normatif, normolojik bir bilim dalıdır. Öyleyse sağlıklı bir bilim için felsefe zorunludur. “Ne ölçekte felsefe?” sorusunun yanıtı da şu: Hukuk, felsefe alanlarının kimileyin bütünüyle kesişmekte, kimileyin de bir kesimiyle iç içe olmaktadır.en_US
dc.description.abstractThe most essential remedy to escape from the current swamp of unlawfulness is for philodoxes to emanate to light from their caves and Kiens from their ivory towers to transform themselves into philosophers, to stand shoulder to shoulder in bringing deep law to the position of the sole sovereign, to place it into the focus and to put it at the disposal of justice, by thoroughly internalizing the underlying value. In other words, Kiens and philodoxes must meet at the crossroads; philodoxes must meticulously own doctrines, theories and concepts; Kiens must see all colours of knowledge with their own eyes and feel its coldness and warmth with their hands and feet and test theoretical, conceptual abstractions, which are the evidence and witness of development, of civilization, with concrete facts. Let’s not forget that all theories “...all concepts attain meaning when in touch with man. When one is sentenced, the one in prison (theory) is not the concept, but the man” . Saying “Theory may achieve perfection by reason of its abstract nature. Practice, on the other hand, must remain imperfect” is the easy way out. Once practice abandons doctrine and theory, law turns into a rose that first fades and then dries. The following warming must never leave the minds of generations: “There is nothing more frightful,” says Johann Wolfgang von Goethe, “than ignorance in action”.This is the essence. Nothing else matters. However, if man is a being living within the society and law the product of a society hosting a complex network of phenomena and if everything, including law, is for man, we cannot solve the question of law with shallow and superficial approaches. The only way to solve the question and dilemmas of law in a satisfactory manner, savouring their essence, is to employ a more inclusive approach with philosophical, sociological, anthropological, criminological disciplines, etc. Law is closed as a normative structure, but open-ended as an ontological structure. Nevertheless, we can attain its genius and savour by entering through this open end. The aesthetics, the beauty of law presents itself exactly at this point, because law isn’t fond of darkness, of shadowy relationships, of deviousness or deviance; it enlightens the darkness and shadowy relations; it corrects deviance and impose sanctions thereon; it restores the society by rendering truth and justice sovereign and it improves the man. The essence of the essence is that true legal norms always draw precise, objective and thick lines; it is unbending. Therefore, we are faced with an initial and two resulting questions. Why philosophy? And what should be the extent of philosophy in law? Although the question “Why philosophy?” is more or less answered above, there is utility in moving slightly further, because the answer to this question necessitates the following framework: Law, as will be mentioned later, is an ideal, normative and normological field of science within the division of sciences. Therefore, philosophy is essential for a healthy field of science. The answer to the question “What should be the extent of philosophy in law?” is that law is, at times, in intersection with all fields of philosophy and at other times, it is intermingled with a part thereof.en_US
dc.language.isoTurkishen_US
dc.source.titleTürkiye Adalet Akademisi Dergisien_US
dc.subjectFilodoksen_US
dc.subjectKienen_US
dc.subjectFilodokslaşanlaren_US
dc.subjectKienleşenleren_US
dc.subjectPhilodoxesen_US
dc.subjectAspiring Philodoxesen_US
dc.subjectKiensen_US
dc.subjectAspiring Kiensen_US
dc.titleFilodoks(laşan)lar ile "Kien"(leşen)ler kutuplaşmasında bocalayan hukukun dramıen_US
dc.title.alternativeThe tragedy of law staggering in the polarization of “Philodoxes / Aspiring Philodoxes” and “Kiens / Aspiring Kiens”en_US
dc.typeArticleen_US
dc.departmentDepartment of Lawen_US
dc.citation.spage9en_US
dc.citation.epage63en_US
dc.citation.volumeNumber4en_US
dc.citation.issueNumber12en_US
dc.publisherTürkiye Adalet Akademisien_US


Files in this item

Thumbnail

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record